Hayal-Gerçek

hayat-insan

Bismillah….

Her canlı Bismillah Der

Hamdım, Piştim, Yandım…

hamdim-pistim-yandim

 

Mevlananın eşine yazdığı şiir

Birgün Mevlana eve girer ve hanımı ona sorar;
Bu kadar aşıksın Mevlaya şükürler olsun, bu aşkı yaşayıp, yaşatana.
Peki bana ne kadar aşıksın der; Mevlana hanımına şöyle der;

Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene, on adım gidişimsin,
Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin.

Sen benim; yalandan ve sahteden kaçışım,
Riyadan bıkışım, gerçeği arayışımsın,
Ve nihayet doğrunun tadına varışımsın.

Sen benim; haksızlığa ve zulme baş kaldırışım,
Mazluma kucak açışım, zalime düşmanca bakışımsın,
Ve mağdurdan yana tavır alışımsın.

Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,
Azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin,
Ve kapanmayan avuç içimsin.

Sen benim; hayat ve kaderle inatlaşmam,
Ekmek için kavgam, bitmek tükenmek bilmeyen davamsın,
Ve zorluklara karşı yılmayışımsın.

Sen benim; menfaate ve çıkara tepkim,
Almak için verene öfkem, ille de karşılık bekleyene lanetimsin,
Ve alayına isyan edişimsin.

Sen benim; ahlaksızlık ve yozlaşmayla mücadelem,
Para için kendini satana küfredişim, başkalaşana verip,
veriştirişimsin ve eskiyi özleyişimsin

Sen benim; duygusal yaradılışım,
En ufak şeyi kafaya takışım, kolay unutamayışımsın,
Ve bundan bir türlü sıyrılamayışımsın.

Sen benim; sonsuz sadakatim,
Merhametim, hissiyatim, şefkatimsin,
Ve aman diyene yüz çevirmeyişimsin.

Sen benim; her şeye rağmenim,
Asla pes etmeyişim, başımı öne eğmeyişimsin
Ve ümidimi yitirmeyişimsin.

Sen benim; yaşama ülküm,
Namusa olan düşkünlüğüm, namussuzluğa küskünlüğümsün,
Ve gururum, onurumla olan bütünlüğümsün.

Sen benim; karakterim ve kişiliğim,
fikrim, hissimsin ve hayata bakışımsın.

Bekle benim Mescid-i Aksa!

mescidi_aksa_genc_sesGoogle’a Mescid-i Aksa yazdığınızda, karşınıza ekseriyetle altın renkli kubbesi olan, çini işlemeli bir cami görüntüsü gelir. Aslında bu câmî Mescid-i Aksa değil, Kubbetu’s Sahra’dır. Peki bu bir tesadüf mü? Yoksa büyük bir plan için zihin şehrimize kondurulmaya çalışılan çarpık bir algıkondu mu?

Dünya medya ağının büyük kısmını tekelinde bulunduran Yahudiler, iletişim araçları yoluyla, insan zihnindeki algıları istedikleri doğrultuda yönlendirmektedir. Bu algı oyunlarından bir tanesi de Kudüs’te bulunan ve Müslümanlar için kutsal bir nitelik taşıyan Mescid-i Aksa üzerinde oynanmaktadır.

Google ne yapsın ki (!). Zira bugüne kadar, Mescid-i Aksa mevzusunun işlendiği birçok haberde, akademik makalelerde, televizyon programlarında, Mescid-i Aksa görseli olarak; hep altın kubbeli; Kubbetu’s Sahra’nın görüntüsü kullanıldı.

Ancak bu oyun teorik planda deşifre edildi. Siyonizm felsefesini araştıran ve bu çarpık algı yönetimini fark eden birçok araştırmacı, oyunun, Yahudilerin ileride gerçekleştirmeyi amaçladığı, ‘Vâdedilmiş toprakları geri alma’ hedefinin bir parçası olduğunu deşifre etti. Konuyla ilgili birçok makale yayınlandı. Ancak dedik ya, teorik planda… Yani bu makâleleri okuyamayan Müslümanlar ve dünya kamuoyu, bu algı oyunundan bîhaber.

Gerçek Mescid-i Aksa yukarıda görünen fotoğraftır.

Aşağıda görünün Kubbetüs Sahra Camiidir.


Yazı alıntıdır, devamı için aşağıdaki linktedir.

http://www.islamveihsan.com/bu-mescid-i-aksa-bizim-mescid-i-aksa-degil.html#prettyPhoto

Dokunduğun Küçük Bir Nakışta ben olsaydım!

güzel_resim_beyaz_kelebek_genç_ses

İstanbul fethedildi…
Günlerden Cuma…
Fatih Sultan Mehmed Han, Cuma Namazı kıldırarak hâkimiyetini ilân edecek.
Tekbir alıyor.
Bütün ordu arkasında!
Herkes ulvî bir sesle tekbir alıp, ellerini bağlıyor.
Mehmed, birden selâm veriyor. Sonra bir daha tekbir alıyor. 300 bin kişi bir daha tekbir alıyor!
Sultan, sonra yine selâm veriyor; tekrar tekbir alıp, üç tekbir de namazı kıldırıyor.

Hocası Ak Şemseddin, namazdan sonra talebesi olan Sultan’a:
-“Yazıklar olsun sana! İstanbul’u fethettim diye kibre kapılıp, namazı 3 kere de kıldırırsın!” diyor.

Fatih’in gözleri yaşlı…
Dönüyor hocasına, diyor ki:
-“Hocam eğer bu sitemin olmasa idi, söylemeyecektim. ‘Birinci tekbir de aklıma bir şey girdi. Bu kilisenin yönü Kıble değil, selâm verdim. Sonraki tekbir de yine evham geldi, tekrar selâm verdim; üçüncü tekbiri alırken, Kâbe bütün ihtişamı ile önümde belirdi! Rahatladım ve namazı kıldırdım’…”

Bunun üzerine Ak Şemseddin de Fâtih Mehmed’e şunları söylüyor:
-“Bende, sen bunu anlatmasa idin, asla anlatmaz idim. ‘Sen birinci tekbiri alınca: Eyvah! Buranın yönü Kıble değil; yetiş Allah’ım imdâda!” dedim, sen selâm verdin. İkinci tekbir de yine Allah’a yalvardım, sen selâm verince rahatladım. Sen üçüncü defa tekbir alır iken, Hızır (aleyhisselam) geldi, parmağını Camii’nin duvarına sokup Kıbleye çevirdi ve dedi ki:

“Allah bize fethi müyesser eyledi (nasîb etti)..”

 

Alıntı:http://secmehikayeler.com/basari-hikayeleri/istanbul-fethedildi-allah-bize-fethi-muyesser-eyledi-nasib-etti.html

 

 

 

 

Namaz Kıldın mı?

namaz-güzel-resim

SENİ İÇERİ ALMAYAN!

Caminin önünden geçerken ezanın okunduğunu duyan şoför, geriye dönüp patronundan izin ister:
– Beyefendi izin verseniz de ezan okunmuşken şuracıkta namazımı kılıversem de devam etsek? der.
Patron, pek de memnun olmazsa da izin verir. Şoför camiye girer, patron da arabanın içinde bekler. Ancak cemaat namazını kılıp çıktığı halde şoför çıkmayınca canı sıkılan patron, arabadan inip caminin avlusuna dalar, pencere c—– abanarak ta içeriye bakar ki, şoför ellerini açmış duâya devam ediyor. Camı tıklatarak seslenir:
– Herkes çıktı sen ne duruyorsun, sen de çıksana!
Cevap ibretli:
– Bırakmıyor!
– Kim bırakmıyor?
– Seni içeriye bırakmayan!..
Bir düşüncedir alır patronu.
– Seni içeriye bırakmayan!..
Hemen orada abdestini alır camiye girer ve yanına vardığı şoföre seslenir:
– İşte, der beni de bıraktı içeriye!
Yaşlı gözlerle bakan şoför söylenir:
– Elbette bırakır, der. Deminden beri boşuna mı gözyaşlarıyla dua ediyorum sanıyorsun. Senin dışarıda kalmana gönlüm bir türlü razı olmadı, ellerimi açıp içeriye alınman için duâ ettim. Şükürler olsun ki, Rabbim (c.c) kabul etti duâmı da içeriye aldı, dışarıda bırakmadı.
– İşte burada birazcık duruyor ve diyorum ki:
– Şükürler olsun Rabbimize ki, bizleri de dışarıda bırakmamış içeriye kabul edilmişiz. Bunun farkına varmalı, bu nimetin şükrü edâ edilmeli, himmet ve hizmette asla ihmal ve gerileme olmamalıdır. Yoksa nimet şükür görmezse gider. Bu defa da şükredenler
alınır içeriye, etmeyenler kalır dışarı da.

Kıssa Alıntısı:http://www.mumsema.org/namazla-ilgili-kissalar-oykuler/26627-seni-iceriye-birakmayan-namaza-izin.html

 

Allah’ın Rahmeti

bugday-Allah-God-Rahmet

 

 

Gözlerin Nerede?

gozlerin-nerede-uzum

 

Ben yürürüm yana yana 
Aşk boyadı beni kana
Ne akîlem ne divâne
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akarsularım çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm
O yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus bîçâreyim
Baştan ayağa yâreyim
Dost ilinden âvâreyim
Gel gör beni aşk neyledi

Yunus Emre

 

 

Helal Dairesi Keyfe Kafidir!

helal-dairesi-keyfe-kafidir

 

Görev Şuuru

Osmanlıların ilk Şeyhülislamı Molla Fenari (1350-1431) Şeyhülislam olmadan önce Bursa kadısı idi. Onun kadılığı sırasında bir adam pazardan bir at satın aldı. Fakat alış-verişin hemen arkasından atın hasta olduğunu farketti. Geri ver mesi gerekiyordu, ama satın aldığı adamı zorluk çıkartır, atın hastalığını kabul etmez diye önce kadıya gidip resmi kanaldan işi sağlama bağlamak istedi. Mahkemeye gittiğinde kadıyı (Molla Fenari) yerinde bulamadı. İşini ertesi güne bıraktı. Fakat at o gece öldü. Adam ertesi gün olanları kadıya anlattı, mağdur olduğunu, ne yapması gerektiğini sordu. Molla Fenari “Senin zararını ben ödeyeceğim” dedi. Adam hayretle kadıya baktı, “Niçin siz ödeyeceksiniz, konuyla hiçbir ilginiz ve suçunuz yok ki…” dedi. Molla Fenari, “Evet öyle görünüyor ama aslında benim de suçum büyük. Eğer sen dün makamıma geldiğinde ben yerimde olsaydım, olaya müdahale eder, atı geri verdirir, paranı iade ettirirdim. At da sahibinin elinde ölmüş olurdu. Bu imkân şimdi yok olmuştur. Senin zararına benim makamımda bulunmamam sebep olduğu için zararını ben ödeyeceğim” dedi ve ödedi.

Şeytan İnsanın Apaçık bir düşmanıdır!

kullarima-soyle-insanın-dusmani-seytandir

 

 

Utansın 

Tohum saç, bitmezse toprak utansın! 
Hedefe varmayan mızrak utansın! 
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! 
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın! 
Eski çınar şimdi noel ağacı; 
Dallarda iğreti yaprak utansın! 
Ustada kalırsa bu öksüz yapı, 
Onu sürdürmeyen çırak utansın! 
Ölümden ilerde varış dediğin, 
Geride ne varsa, bırak utansın! 
Ey binbir tanede solmayan tek renk, 
Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın! 

Başlamak Gerek Biryerden!..

baslamak-gerek-bismillah

 

Bir yerlerden başlamak gerek hayata, bir yanında umutsuzluk belirmişse, diğer yanına bakmalı insan, o yanda belirmişse,  gökyüzüne! Bak bulutlara hiç yerlerinde duruyorlar mı, rahmeti yetiştirmek için çalışıyorlar durmadan, peki biz bir şeylerin telaşında değilsek, geleceğe dair yeni bir kapı aralayamıyorsak, umutsuzluğa sitemimiz niye!

Bismillah deyip başlamak gerek, O’nun affına sığınarak affını dileyerek, O’nun adını alarak yürüyerek, O’nun adı için yürümek..

Bismillah, Rahman ve Rahim..

 

Hızır olduğunu söylerim!Ramazan… Cuma günü… Cuma vakti… Cami… Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde… Girenlerin arasında… O… Hızır… Hızır a.s. da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor… Hızır’ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta…
Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak. Hızır a.s. adamı dürtüklüyor: 

- Uyuyacaksın, der. Adam: 

Uyumam, beni rahat bırak
Hızır a.s. ses etmez, ancak ezan okundu okunacak, adam ha uyudu ha uyuyacak, bir daha dürtükleyerek: 

Uyuyacaksın dedim, der. Adam: 

Ben de sana uyumam, beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak yoksa, Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında bir tel bırakmaz. 
Hızır a.s. susar ve gözlerine kapar, boynunu büker Allah’a yönelerek: 

- Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun benim kim olduğumu bildi. Bu nasıl iştirki bendeki listede bunun ismi yok. 

Cevap gelir: 

- Sana verilen listede beni sevenlerin isimleri var. O ise benim sevdiklerimden… 
Allah sevdiklerinden etsin… Sevmek, seviyorum demek bir iddia. İş sevilenlerden olmak... 

http://www.islamiforumlar.net/oyku-hikaye-kissadan-hisse/12701-hizir-hikayeleri.html

 

Merhamet Etmeyene, Merhamet Olunmaz!

merhamet-etmeyene-merhamet-olunmazı

Allah Her Şeye Kadirdir.

Allah-God-herseyi-bilir

Onların Alameti…

secde-muslim-ruku-God

 

“Muhammed, Allah’ın Rasulüdür. Onun beraberindeki müminler de kafirlere karşı şiddetli olup, kendi aralarında şefkatlidirler. Sen onları rüku ederken, secde ederken, Allan’tan lütuf ve rıza ararken görürsün. Onların alameti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar, Tevrat’taki, sıfatları, İncil’deki vasıfları ise şöyledir: Öyle ki, ekincilerin hoşuna gider, kafirleri de öfkelendirir. İşte böylece Allah, onlar gibi iman edip makbul ve güzel işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır” Fetih-29

Kul ve İbadet.

kul_ve_ibadet_gencses

 

 

Davasız Müslüman..

davasız-müslüman