İmam-ı Gazâli’den..

imam-azam-guzel-soz

Güzel Söz ve Ağaç…

gencses-agac-sanat-ayet

Gel Gör Beni Aşk Neyledi…

Gel-gor-beni-ask-neyledi-genc-ses

Kendine Okumak

Kendini-Okumak

 

          “İkra” ile başlayan bir yolculuk var şimdi. Rabbim, Adem (a.s.) ‘ı yarattığında eşyaların isimlerini öğretiyor tane tane. Okumaya başlıyor, Adem (a.s.) zihnine yazılan her kelimeyi..
Dünya serüveni başlarken, Rabbim sıfatlarını dünyanın her köşesine ayrı ayrı nakşediyor. Nakışlar, dört gözle okuyanlarını bekliyor, yıllarca. Kimi nasibini alıp gidiyor, kimi nakışı beğenmeyip, nakış yaptığını sanarak, tırmalıyor Nakkaş’ın sanatını. Bu Firavun oluyor bazen, bazen de Karun. Heybetlenen, ihtişamlanan, yıkılmaz sanılan ve zenginliğin tek kendinde olduğunu sananlar, Nakkaşa ortak olmanın ne demek olduğunu anlayamayan, okuyamayanlar oluyor hep. Büyüklenen, büyük ordulara sahip her Mabut, Gerçek Nakkaş’ın biricik ve topal olan küçücük bir sivri sineğe yeniliyor. “İnsan” denen mahlukun hangi amaçla vâr edildiğini sorgulamayacak kadar kendini okuyamayanlar, Kur’an’da geçen “esfeli safilin” (aşağıların aşağısı), yaratılan mahlukların en adisi olmaktan kendini kurtaramıyor. 
          Kendini okuyan öyle mi, aldığı her nefesten tutunda, gözünün, kulağının, dilinin, teninin, ellerinin, ayaklarının, sağlığın O’ndan olduğunu, her uzvun parçalanıp toprak olmadan önce yaptıklarından hesap vereceğini, zerreden kürreye her nesnenin bir sahibinin ve maksadının olduğunu, bu küçücük zerreler dahi bir amaca hizmet ettiğini keşfederek, Hakim olana boyun eğer, Hâlık’ını yakinen tanır. Nakkaş’ın nakışına saygı duyar, her hareketini O’nun rızası dahilinde yapar, eder.
        Kur-an’ın ilk emri olan “İkra”’dan kasıtta bu olsa gerek, insan okumalı, ama neyi, kimi?..
Yine Kur-an’dan geliyor cevap, “En yakınından başla” Kendine en yakın olandan. Yani Kendinden!
       İnsan kendini okumasını bilmeli, fizikten başlayıp, fizik ötesinde soluğunu alanların yolunu yol edinmeli kendine, çünkü bilmeli ki fiziği elde tutamıyor, daha dün küçücükken vücudu büyüyor ve dahi sonrasında ihtiyarlamasına ( çürümesine ) engel olamıyor. Ölüm her daim ensemizde kıvranırken, küçücük bir kurşun hüzmesi belkide o görkemli fiziki alaşağı ediyor, kurtçuklara yem eyliyor!
           Size iki ayrı okuma örneği vereyim, Zaman ve Ölümü bir ağ olarak düşünürsek; biri her daim korkarak kaçtığı, her türlü pisliğe girip çıkan ve sonunda özgürlüğünü, bir örümcek ağına feda eden sinek, diğeri ise Ölüm ve Zaman ağını üzerine bürüyüp, okuyan, okuduğunu hayata nakşederek fizik ötesi bir kapı açan ve sonrasında özgürlüğü ve her çiçeğin tadından zevk alan Kelebek.
          Geç kalmış sayılmayız, başlamak gerek, hemde en yakınımızdan, mesela şimdiye kadar yapılan günahlara ağlayarak, gözyaşlarının hikmetini anlayabilirsiniz! Sonra Üstad Necip Fazıl’ın “Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz” kelimesinin inceliklerini…
Kimbilir, belki de bu bir kapının anahtarıdır.!
Dualarınızda bizi unutmayın inşallah.. Vesselam..

04/03/2014

Mevlana; Mütevazi Ol!

mevlana-mütevazi-ol

 

Su pis bir adama:

- “Ey pis adam koş bana gel ki seni temizleyeyim.” dedi.

Pis adam:

- “Sudan utanıyorum.” dedi.

Su bunun üzerine:

- “Eğer utanırsan nasıl temizleneceksin, bu pislik benim dışımda nasıl temizlenir.” dedi.

* Gönül ten havuzunda çamura bulandı, ama ten gönül havuzunda temizlendi.

* Ten deniziyle gönül denizi birbirine bitişiktir, fakat aralarında bir berzah – bir aralık – vardır, birbirlerine kavuşmazlar.

Bismillah; Her hayrın başıdır.

yagmurdan_sonra_bismillah_herhayrin_basidir

Kaçmak, Aramak ve Kurtuluş!

kurtulus_yakalamak_aramak

Namaz Kılanlar ( ayet )

namaz-kilanlar

 

 

Doğu Türkistan; Özgürlüğe Doğru..

genc_ses_dogu_turkistan

Yağmur..( Gönülden, kağıda dökülen bir şiir)

gencses_yagmur_susuyorumYağmur,

Damla damla sokakları temizliyor,

Ayaklarımın paçaları ıslanmış,

Hissettiriyor; Bende yanan aşkı, onda olan serinliği,

Rahmet’ten kaçanların olmadığı,

Temizlenmek isteyenlerin saklandığı bir günde,

Düşünmeyenlerin yerine de düşünüp, Yürüyorum..

Hayat şiarımda yüklendiğim davanın ağırlığı altında,

Rahmeti geniş olandan Rahmet beklerken,

Aşk ile yanan gözlere susuyorum..

Günah dehlizlerinde koşan nefsimi düşünüp,

Yağmur da sakladığım Sel gibi akan gözyaşlarım,

Akarken yanağımdan dudağıma..

Susuyorum..

Yusuftalha -07/12/2013

 

 

 

Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez…

genc_ses_Allah_fasiklari_sevmez

De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. Tevbe-24

Derinler…

gencses_yagmur_rain

Aşkın Vav Hali…

genç_ses_vav
Aşkın Vav Hali
Ey aşkın binbir başlı vav hali
Ey sonsuz kavram
Gaflet vaktinde
Gel gönlümün üstüne
Usta bir hattatım ben
Aşkı çizerim mekânlara
Aşk sığmaz ki bu ummana
Vav olur gözlerimiz
Bürünürüz canlara
Bir seyyah gibi
Gelip göçen, göçüp giden
Bu mekândan mekân’a
Demem o ki
Tarifini yapamam ben imkâna
Bir hattatım
Zamana vav çizmekteyim
Hilalin dolunaya
Dolunayın hilale dönüştüğü zamana

Ve mahlukat
Nefes nefes aşk çekerken Mevla’ya
Üstümde aşk kokusu var
Yaşadıkça beni yontar
Ve benzetir insana
Elimde vav
Gönlümde vav
Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana
Ey kalbimden geçeni bilen Allah’ım
“Kulum” de kâfi bana
İster nârına garket
İster nuruna

Ocak 1998, Aksaray
Mehmet Ekici 

Seni Görmeyen Gözü Neyleyim…

Allah-cc-nakis-filiz-tohum

Öyle Bir Peygamber ki!

Muhammed_sav_Peygamber

1- Hz. Peygamber (s.a.v)’in Gülümsemesi
Bir gün Resulullah (s.a.v) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki melek, kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca göğe çıkıp Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hastalık yatağına düşmüştü.”

Allah-u Teala, o meleklerin cevabında şöyle buyurdu: “O mümin kul, hastalık yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın. Hastalık yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim.”

2- Sırayı Riayet Edin

Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Bir gün Resulullah (s.a.a) istirahat halinde idi. Oğlu İmam Hasan su istedi. Resullullah (s.a.a) de bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan’a (a.s) verdi. Hüseyin (a.s) bu durumu görünce sütü almak için yerinden kalktı. Ama Resulullah (s.a.a) ona mani olup sütü Hasan’a verdi. Bu durumu görünce şöyle dedim: “Ya Resulellah! Güya Hasan’ı daha çok seviyorsun” Resulullah cevaben buyurdular ki: “Hayır öyle değildir. Benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir. Çünkü O, daha önce su istemişti, sırayı riayet etmek gerekir.”

3- Resulullah (s.a.a)’in Ağlaması

Resulullah (s.a.a) bir gece zevcesi Ümmü Seleme’nin evinde idi. Gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu. Ümmü Seleme, Resulullah (s.a.a)’ı yatağında görmeyince kalkıp onu aramaya koyuldu. Bir de baktı ki Resulullah (s.a.a) evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor:

“Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme. Beni, düşmanların bana gülmek vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme.

Allah’ım!Beni onlardan kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme.

Allah’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten (beladan) koru.”

Ümmü Seleme Resulullah (s.a.a)’in bu durumunu görünce ağlayarak kendi yerine döndü. Resulullah (s.a.a) Ümmü Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sordu.

Ümmü Seleme şöyle dedi:

“Ya Resulellah! Senin ağlaman beni ağlattı. Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza rağmen Allah’tan böyle korkuyorsunuz, Allah’tan bir an bile sizi kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!”

Resulullah (s.a.a) onun sözüne karşılık şöyle buyurdular:

“Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden korkmayayım, nasıl kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysaki Allah Teala, Hz. Yunus’u bir an kendi haline bıraktı ve onun başına gelmemesi gereken şey geldi!”

http://www.notdenizi.com/peygamber-efendimizin-kissalari-9706/

Arefe Gününde Bin İhlas Okumak…

said_nursi_bin_ihlas

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, kurban bayramı arefesi İhlas suresinin 1000 kere okunmasını tavsiye eder.

Bediüzzaman, arefeden bir gün önce 500 diğer 500′ün de arefe günü okunabileceğine dikkat çeker. Bediüzzaman’ın ifadeleri şöyle:

Bismillahirrahmanirrahim

Aziz, mübarek kardeşlerim,

Pek çok selâm… Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlâs-ı Şerif okurduk. Ben, şimdi bir gün evvel beş yüz ve arefede dahi beş yüz okuyabilirim. Kendine güvenen, birden okuyabilir. Ben, gerçi sizleri göremiyorum ve hususî her birinizle görüşmüyorum, fakat ben, ekser vakitler, dua içinde her birinizle bazen ismiyle sohbet ederim. (Şualar sh. 266)

http://www.risalehaber.com/bediuzzaman-kurbandan-once-1000-ihlas-okurduk-193857h.htm

Gel Gör Beni Aşk Neyledi…

gelgor

Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne akilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Gah eserim yeller gibi
Gah tozarım yollar gibi
Gah akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akar suların çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halım kim bile
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm
O yari düşte görürüm
Uyanıp melül olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost elinde avareyim
Gel gör beni aşk neyledi

Hasan El-Benna, Bir Müslümanın Özellikleri…

hasan-el-benna

 

HASAN-EL BENNA’DAN DAVA ADAMININ ÖZELLİKLERİ:

1-Allahın kitabından bir cüzden az olmayan günlük bir virdin olsun Kuranı bir aydan fazla ve üçgünden az olmayacak bir sürede hatmetmeye çalış.

2-Kuran okumayı, onu dinlemeyi va manalarını düşünmeyi güzelce yap.

3-Siyer kitaplarını ve selefi salihin tarihini vaktin elverdiği ölçüde oku. Bu hususta en azından Hummat-ul İslam kitabını oku Peygamberimizin hadislerinden çok çok oku ve en az kırk hadis ezberle Bunlar da Nevevinin kırk hadisi olsun Akaid esasları ve fıkıh teferruatlarıyla ilgili bir risale oku.

4-Genel sağlık kontrolünden hemen geç. Herhangi bir hastalığın varsa ilacını al Kuvvete ve bedeni korumaya sebeb olan hususlara önem ver ve sağlığın bozulmasına sebeb olan şeylerden kaçın

 5-Kahve, çay, vb uyarıcı meşrubatı çok içmekten uzaklaş, zaruret olmadıkça bunları içme Sigara içmekten kesinlikle sakın.

 6-Her hususta temizliğe önem ver Evinde, elbiselerinde, vücudunda, iş yerinde Çünkü bu din, temizlik üzerine kurulmuştur.

 7-Doğru sözlü ol asla yalan söyleme Peygamberimiz şöyle der: Doğruluk iyiliğe götürür. Kişi doğru söylemeye devam eder Allah katında sıddık olarak yazılıncaya kadar Yalan da kötülüğe götürür. Kişi yalan söylemeye devam eder Allah indinde yalancı olarak yazılıncaya kadar

8-Ahdine,sözüne ve vadine vefa göster. Şart ne olursa olsun bunlara muhalefet etme
9-Cesaret ve büyük bir dayanma gücüne sahib ol. Cesaretin en faziletli olanı da hakkı haykırmak, sır saklamak, hatasını itiraf etmek, insanların hakkını vermekte insaflı olmak ve hiddet anında nefsine hakim olmaktır

10-Devamlı vakarlı ol ve ciddiyeti tercih et. Vakar seni, doğru şakadan ve tebessümden de alıkoymasın

11-Çok Hayalı ve ince şuurlu ol, iyilik ve kötülüklerden çok etkilen. Birincisine sevin ikincisine üzül Zillet, yaltaklanma yağcılık derecesine varmadan mutevazi ol. Devamlı mertebenden azını iste ki ona ulaşasın

12-Adaletli ve bütün durumlarda doğru hükümlü ol. Kızgınlık sana iyilikleri unutturmasın, Rıza gözünü kötülüklerden kapama Düşmanlık seni iyilikleri unutmaya sevketmasinNefsinin ya da insanlardan en yakının aleyhinde ve acı da olsa söyle

13-Çok faal ol, umumu ait hizmetlerde yetişkin ol Başkalarına bir iş sunabildiğin zaman mutluluk ve sevinç hisset Hastalara başvur, muhtaçlara yardım et, zayıfları koru, felaketzedelerin güzel söz de olsa acılarına ortak ol Devamlı hayır işlere koş.

14-Kalben merhametli, mert ve musamahakar ol.  Affet, yumuşak ve halim ol Hem insanlara, hem hayvanlara yumuşak davran, bütün insanlarla muamele ve gidşatın güzel olsun İslamın içtimai adabını muhafaza et Küçüklere merhametli büyüklere saygılı ol Meclislerde başkasına yer ver Tecessüs yapma, bağırıp çağırma giriş ve ayrılışta izin iste.

15-Okuma ve yazmanı sağlamlaştır. Müslüman kardeşlerin risale, gazete ve dergilerini çokça mütalaa et Küçük de olsa kendine ait bir kütüphanen olsun İhtisas sahibi isen branşın da derinleş Genel meseleleri (islami) öylesine değinmelisin ki onları tasavvur edebilecek ve islami düşünceye mutabık hüküm verebilecek imkanı sana versin

16-Ne kadar zengin olursan ol, ekonomik bir işle uğraş Sönük de olsa serbest bir meslek edin İlmi mevhibelerin ne kadar olursa olsun birişle uğraş

17-Hükümet vazifelerine düşkün olma ve onları rızkın en dar kapısı olarak bil. Ama sana verildiği zaman reddetme Davanın vecibeleri ile tamamen çatışmadığı müddetçe bu vazifelerden ayrılma

18-Güzellik, sağlamlık, hilesizlik ve söze sadakat hususlarında vazifeni eksiksiz ifa etmeye çok düşkün ol.

19-Başkalarında olan hakkını iyilikle almaya çalış üzerinde olanı da eksiksiz iade et. Durumun müsait olunca borçlarını kesinlikle erteleme.

20-Gaye ne olursa olsun kumarın her türlüsünden uzaklaş Ardında aciz bir kör olsada haram kazançdan sakın

21-Bütün muamelelerinde faizden kaçın ve kendini bu mikroptan temizle

22-İslamın iktisadi müesseselerini ve mamullerini teşvik etmek suretiyle islamın genel servetine hizmette bulun Durum ne olursa olsun, bir kuruşunun dahi müslüman olmayanların eline geçmemesine çalış.

23-Malının bir kısmı ile davaya katıl, üzerine farz olan zekatını cemaate ver. Gelirin ne kadar az olursa olsun, ondan fakir ve yoksullara bir hak ayır.

24-Az da olsa malının bir kısmını beklenmedik hadiseler için ayır ve katiyyen lüks eşyaya kapılma.

25-Hayatın bütün görüntülerinde elinden geldiği kadar islami örf ve adetleri yaşatmaya, yabancı adetleri yok etmeye çalış Mesela selamlaşma, dil, tarih, kılık, kıyafet, ev eşyası, üzülme, sevinme bütün bunlarda sünneti takib et.

26-Gayri islami bütün mahkeme ve hükümlerden, islami fikrinle çatışan klüp, gazete, okul ve kuruluşlardan tamamen ilişkini kes.

27-Her zaman Allahın murakabesinde olduğunu unutma, Ahireti hatırla ve ona hazırlık yap, Allahın rızasına ulaştıran suluki merhalelerini azim ve himmetle kat et. Nafile ibadetlerle ona yaklaş Geceleyin namaz kılmak, en azından ayda üçgün oruç tutmak, kalbi ve lisani zikri çokça yapmak ve çeşitli hallerde varid olan dualarla meşgul olmak bu kabildendir

28-Taharetini güzelce yap ve devamlı abdestli bulunmaya çalış.

29-Namazını güzelce kıl, onu vaktinde eda et ve cemaat üzerinde ısrarla dur.

30-Ramazan orucunu tut gücün yetiyorsa haccını eda et, yetmiyorsa ona hazırlan.

31-Devamlı kalbinde cihad etme niyetini ve şehid olma sevgisini taşı, gücün yettiğince bunlara hazırlan.

32-Durmadan tevbe istiğfar et Küçük büyük tüm günahlardan sakın.  Uykudan evvelki bir müddeti nefsini muhasebeye ayır Zamanını değerlendir Çünkü vakit hayattır.  Boşa vakit geçirme Şüpheli şeylerden kaçın ki harama düşmeyesin. 

33-Nefsinle şiddetli bir şekilde mucadele et ki, onun yularını ele alasın; gözünü haramdan ayır Duygularına hakim ol.  İç güdülerine karşı mukavemetli ol Onu daima helale ve güzele yönelt.  Onunla haram arasında engel ol. 

34-İçki, sarhoş edici ve gevşeklik verici maddelerden ve bu kabilden olan her şeyden tamamen sakın. 

35-Kötü arkadaşlardan, bozguncu dostlardan ve fısk-u fucur yerlerinden uzaklaş

36-Eğlence yerlerine yaklaşmak şöyle dursun, onlara karşı bir savaşa girişmelisin bütün konfor ve rehavet görüntülerinden uzaklaş. 

37-Mensub bulunduğun ketibenin mensublarını iyice tanı ve kendini tanıt Sevgi, takdir, yardım ve tercih gibi kardeşlik haklarını mükemmel bir şekilde yerine getir ve onların toplantılarına katıl.  Kahir bir özrün ol madıkça toplantılarından geri kalma Muamelelerinde devamlı onları kendine tercih et. 

38-Özellikle emredildiğin zaman bağlantılı olduğun ve düşüncene yararı olmayan tüm kuruluşlardan ilişkini kes. 

39-Her yerde davanı yaymaya çalış, Önderlik senin her hallerine vakıf olmalıdır. Önderliği direkt etkileyen bir işi danışmadan yapma. 

40-  Sürekli cemaatle ruhen ve amelen bağlantılı ol ve kendini daima kışlasında emir bekleyen bir asker gibi kabul et. 

   Hasan-el BENNA

(1906-1949)

 

Video

Grup Genç Uyanış

Grup Genç ‘in türküleri ile büyüdük. Onlara karşı  vefalı olmamız gerekir ki, görülen bu video onun için hazırlanmıştır.. belki biraz da Izdırap yüklü..

14/9/2013 tarihinde tamamlanan video 3 hafta gibi bir zaman içinde hazırlandı. Umarım beğenirsizin.. Selam ile..

Müminlerden Öyle Yiğitler vardır ki;

4e64dcf00c75c942247b0fc47bbe0efd_1315589029

Hayatımıza şiar olan bu ayetin arkasında hangi müslüman durmaz, canın vermez ki…  Canım feda olsun O’nun kelimesine, cümlelerine ve anam, babam feda olsun O’nun kutlu Resulüne..

Bu mihval üzereyken, günümüz İslam aleminde hangi kumandan var ki arkasında yürümek, sözünün üstüne söz söylemeden yapmak, itaat etmek gerek..

Yüreğimiz sızlamıyor mu.. bugün müslüman kardeşim kardeşime vururken..

Bir müslüman bir müslümanı boğazlarken, Allahuekber demesi de nedir?

Çocuk, kadın ve yaşlıların öldürülmesine hangi alim fetva verdi?

İslam aleminin birliğindeki bu sorunların temelinde gerçekten imandan yoksun, kahramanlık ve riya heveskarı hoşgörüsüz bir cihad aşkı o kutlu Nebi’den mi bize kaldı.

Savaştığımız kim, kazananlar bizmiyiz, şer-i nefs mi?

Belki de bu konunun en önemli sorusu;

CİHAD, AMAÇ MI, ARAÇ MI.. ?

Araçları, amaç mı edindik yoksa..

Velhasıl-ı kelam;

İlk başta İMAN, sonrasında   İHLAS, devamında CİHAD ve   SABIRla beslenirse, ZAFER elbette müminindir..

Amaç dünyada İSLAM, ise cihad bir binit, lakin binitin üzerinden inmez, toprağı hissetmezsek, toprak gibi olmaz isek, gökyüzü bizim sanırız, gökyüzünün sahibi ise bize öyle bir alaşağı eder ki: soluğu toprağın altında alırız… velhasılı kelam riya ile bezenmiş gökyüzümüzden de ancak havamızı alırız ve diğer aleme göç ederiz..

Amaç ve Araç çizgisini iyi ayarlamak, atılan adımın hesabını  cümle alemin soracağının farkına varmak, bunun üzerinden hesapların en çetinini vereceğimiz mevkide, hesap verirken, İhlas ile mi , riya ve deli dolu  (ne yapacağını bilmez bir şekilde) mi olduğumuzun hesabını vereceğimizi bilmemiz gerekir..

Gerçeğini söylemek gerekirse;

Hakim-i Sultan’dan korkmadan ( ihlassız) yapılan her hareketten korkmayan, HER ŞEYDEN KORKAR!

Şu hadis belki de bu sözümü destekler;

“İnsanlar helâk oldu-âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu-ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu-ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar.” (Keşfü’l-Hafa, 2:3:12)

Bu Hadis Onaylar:

Müslim Ebu Hureyre’den (r.a.) şöyle rivayet eder:
Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Kıyamet günü hesaba ilk çağrılacaklardan biri Allah yolunda öldürülen kişidir. Allah yolunda öldürülen getirilir. Allah teala ona nimetlerini bildirir o da hatırlar ve itiraf eder.
Allah teala bu nimetler içinde ne yaptın? Buyurur, O’da: Senin yolunda şehid edilene dek savaştım, der.
Allah teala; Yalan söyledin! Sen “falanca cesur adam” denilmesini istedin ve bu da söylendi. Sonra onun için emir verir, huzurunda hesaba çekilir ve cehenneme atılır.
Ve ilim öğrenmiş bir adam ve bu ilmi öğreten, kuranı iyice öğrenip okumuş olan getirilir. Allah ona olan nimetlerini bildirir oda hatırlar ve itiraf eder.
Allah teala: Bu nimetler içinde ne amel yaptın? buyurur. O’da: İlim öğrendim, öğrettim ve seni rizan için kuran okudum der?
Allah Yalan söyledin, sen ilmi alimdir denilsin diye öğrendin, kuranı çok güzel okuyor desinler diye okudun ve bu da denildi der. sonra onun için emir verir, huzurunda hesaba çekilir ve cehenneme atılır.
Ve Allahın kendisine genişlik ve her sınıftan mal verdiği kimse getirilir. Allah ona nimetlerini bildirir, oda hatırlar ve itiraf eder.
Allah bu nimetler içinde ne amel yaptın? buyurur. O da verilmesini sevdiğin her yola senin rızan için verdim der.
Allah teala: yalan söyledin ! sen falanca cömerttir desinler diye bunu yaptın ve bu da denildi buyurur. Sonra onun için emir verir, huzurunda hesaba çekilir ve cehenneme atılır.

Müslim, Fezailü’l-cihad 152 (nr.1905); Nesai, Cihad 22 (6/23-24); Ahmed, el-Müsned, 2/322; İbn hibban, Es-sahih nr. 407

 Bu Ayetle ise farz değilmidir?!

Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini isterse, onlara yapıp ettiklerini onda tastamam öderiz ve onlar bunda hiç bir eksikliğe de uğratılmazlar. İşte bunların, ahirette kendileri için ateşten başkası yoktur. Onların onda (dünyada) bütün işledikleri boşa çıkmıştır ve yapmakta oldukları şeyler de geçersiz olmuştur.” Hud 15-16

Sözlerimden cihad-a karşı bir anlam çıkarmayın, ama unutmayın ihlassız yapılan cihad, cihad değildir..

 Sözüm yanlışsa, düzeltin lütfen!

Rabbim bizi birbirime karşı değil,

Büyük cihadı yüreğimizde hissederek, küffara  karşı ihlasla, İslam için yapılan savaşlarda omuz omuza eylesin İnşallah..

Aslında 1,5  milyar İslam alemi, sahabe gibi yaşasaydı, şimdi savaşlara da gerek kalmazdı ya, neyse yürekte olanlara, el değmez, yürek yanar, dil yetmez.. 

Vesselam..

 

30/08/2013